
MARMARA’DA 117 DEPREMLİK HAREKETLİLİK: BANDIRMA VE ERDEK İÇİN UZMANLARDAN KRİTİK UYARI
Adalar açıklarında birkaç gün içinde kaydedilen 117 mikrodeprem, Marmara’daki deprem tehlikesini yeniden gündeme getirdi. Uzmanların son hareketliliğe ilişkin yorumları farklılık gösterse de ortak uyarı değişmedi: Küçük depremlerden kesin bir tarih çıkarılamaz, ancak Bandırma ve Erdek’in de içinde bulunduğu Güney Marmara’da hazırlık ertelenmemeli.
Marmara Denizi’nde son günlerde yaşanan sismik hareketlilik dikkat çekiyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, 18 Ağustos 2026 saat 06.00 ile 20 Ağustos saat 13.00 arasında Adalar’ın güneyinde, yaklaşık 20 kilometre yarıçapındaki alanda 117 deprem kaydedildiğini açıkladı.
Sarsıntıların büyüklüklerinin 0,7 ile 3,1 arasında değiştiği, hareketliliğin zamansal ve mekânsal olarak kümelenmiş bir “mikrodeprem dizisi” niteliği taşıdığı bildirildi.
Kandilli’nin değerlendirmesine göre incelenebilen depremlerin kaynak mekanizmaları birbirleriyle uyum gösterdi. Kurum, bu tür küçük deprem kümelerinin aktif tektonik bölgelerde zaman zaman görülebildiğini belirterek hareketliliğin 7 gün 24 saat izlendiğini duyurdu.
AFAD kayıtlarına göre Marmara Denizi’ndeki düşük büyüklüklü sarsıntılar sonraki günlerde de sürdü. 29 Ağustos sabahı Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesine yaklaşık 10 kilometre mesafede, 6,99 kilometre derinlikte 1,4 büyüklüğünde bir deprem daha kaydedildi.
TÜYSÜZ: “AKTİF OLDUĞUNU GÖSTERİR, ÖNCÜ OLDUĞU SÖYLENEMEZ”
Jeoloji Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Okan Tüysüz, Adalar açıklarındaki mikrodepremlerin doğrudan büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanamayacağını belirtti.
Tüysüz, bir depremin öncü olup olmadığının ancak arkasından daha büyük bir deprem meydana gelmesi hâlinde anlaşılabileceğini vurgulayarak, yaşanan hareketliliğin Adalar Fayı’nın aktif olduğunu gösterdiğini ifade etti.
Marmara’daki deprem tehlikesinin devam ettiğine dikkat çeken Tüysüz, depremin zamanının bilinmesinin mümkün olmadığını ve hazırlıkların en olumsuz senaryo dikkate alınarak yapılması gerektiğini söyledi.
GÖRÜR: “BÜTÜN SARSINTILARI AYNI FAYA BAĞLAMAK DOĞRU DEĞİL”
Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür ise Marmara Denizi’ndeki bütün küçük sarsıntıların doğrudan tek bir fay hareketiyle açıklanamayacağını belirtti.
Özellikle Batı Marmara’da bazı küçük sarsıntıların bölgedeki gaz çıkışlarıyla ilişkili olabileceğini ifade eden Görür, her depremin aynı fay sistemine bağlanmaması gerektiğini vurguladı.
Görür’ün temel uyarısı ise değişmedi. Depremin gününün ve saatinin tartışılmasından önce şehirlerin “deprem dirençli” hâle getirilmesi gerektiğini söyleyen Görür, can kayıplarını azaltmanın yolunun yapı güvenliği ve afet hazırlığından geçtiğini belirtti.
ÜŞÜMEZSOY: “BÜYÜK DEPREMİN HABERCİSİ DEĞİL”
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Adalar’ın güneyindeki son sarsıntıların ana fay üzerinde değil, ana fayı kesen ikincil ve üçüncül fay kollarında meydana geldiğini savundu.
Üşümezsoy’a göre bu küçük faylar büyük miktarda gerilim biriktirecek yapıda değil. Bu nedenle mikrodeprem dizisinin “Büyük İstanbul depremi geliyor” biçiminde yorumlanmasının bilimsel verilerle desteklenmediğini ifade etti.
BEKTAŞ, ADALAR–ÇINARCIK SİSTEMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Prof. Dr. Osman Bektaş ise deprem kümesinin yaklaşık 10 kilometre derinlikte, Adalar–Çınarcık fay sistemi üzerinde geliştiğini belirtti.
Aynı sistem üzerinde 1963 yılında 6,3 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini hatırlatan Bektaş, hareketliliğin yalnızca gaz çıkışıyla açıklanmasına karşı çıkarak fay zonunun ve bölgenin derin jeolojik yapısının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
BANDIRMA VE ERDEK İÇİN RİSK NEDEN ÖNEMLİ?
Marmara’daki deprem tartışması yalnızca İstanbul’dan ibaret değil. Kuzey Anadolu Fay Sistemi’nin güney kolu; Gemlik, Bursa, Bandırma, Erdek, Gönen ve Biga çevresini ilgilendiren geniş bir alanı etkiliyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden emekli Prof. Dr. Doğan Perinçek, daha önce yaptığı değerlendirmelerde Bandırma ve Erdek’in enerji birikimi açısından dikkatle izlenmesi gereken bölgeler olduğunu belirtmişti.
Perinçek; Gemlik Körfezi, Bandırma, Erdek, Marmara Adası ve Biga açıklarında meydana gelen hareketliliğe dikkat çekerek özellikle zayıf yapı stokunun vakit kaybedilmeden ele alınması gerektiğini söylemişti.
Japon deprem uzmanı Yoshinori Moriwaki de Güney Marmara’daki fayların uzun süredir büyük ölçekte kırılmadığını belirterek Bandırma için hazırlık uyarısında bulunmuştu.
KÜÇÜK DEPREMLER BÜYÜK DEPREMİ ENGELLER Mİ?
Uzmanların açıklamalarından çıkan sonuç açık: Bu büyüklükteki mikrodepremlerin, büyük bir fayda biriken enerjiyi tamamen boşalttığını söylemek bilimsel olarak mümkün değil.
Aynı şekilde, küçük sarsıntıların ardından mutlaka büyük bir deprem meydana geleceği de söylenemez. Depremlerin kesin günü ve saati bugünkü bilimsel yöntemlerle belirlenemiyor.
Bu nedenle tartışmanın “Deprem ne zaman olacak?” sorusundan çıkarılarak şu başlıklara yöneltilmesi gerekiyor:
Bandırma, Erdek ve çevresindeki yapı stokunun incelenmesi
Riskli ve eski binaların belirlenmesi
Dolgu ve gevşek zeminlerin ayrıntılı değerlendirilmesi
Toplanma alanlarının korunması ve halka açıklanması
Tahliye, haberleşme ve barınma planlarının güncellenmesi
Vatandaşların e-Devlet üzerinden toplanma alanlarını öğrenmesi
Evlerde deprem çantası hazırlanması ve eşyaların sabitlenmesi
Son mikrodeprem dizisi için “Büyük deprem başladı” demek de “Tehlike geçti” demek de bilimsel değil. Ancak Marmara’nın aktif bir deprem bölgesi olduğu ve Bandırma ile Erdek’in bu tehlikenin dışında bulunmadığı tartışmasız bir gerçek.
Asıl soru depremin hangi gün olacağı değil, kentlerimizin o güne ne kadar hazır olduğudur.
Haber: Murat Özgüler
Kaynaklar: Kandilli Rasathanesi’nin 18–21 Ağustos bilgi notu, AFAD Son Depremler, uzmanların güncel değerlendirmeleri
Etiketler
Bu haberi paylaş
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi bizimle paylaşın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Yorum Yap
Not: Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Lütfen saygılı ve yapıcı yorumlar yazınız.
Yorumlar yükleniyor...






