
Yeniden İlk Haber
Köşe yazarı
Yeni Bir Yol mu, Yoksa Eskinin Yeniden Bir Araya Gelmesi mi?
Yeni Bir Yol mu, Yoksa Eskinin Yeniden Bir Araya Gelmesi mi?
Yazar: Osman Kuruoğlu
Genel Yayın Yönetmeni
Türkiye siyasetinde son aylarda yaşanan gelişmeler, özellikle ana muhalefet cephesinde uzun yıllardır görülmeyen bir kırılmayı da beraberinde getirdi. Mayıs ayı itibarıyla ana muhalefetin iki, hatta üç parçaya bölünmüş görüntüsü vermesi; iktidarın yıllardır uyguladığı iddia edilen "böl, parçala, yok et" stratejisinin amacına ulaşıp ulaşmadığı sorusunu da gündeme taşıdı.
Cumhuriyet Halk Partisi, 100 yılı aşan siyasi tarihinde darbeler gördü, muhtıralarla karşılaştı, kapatıldı, isim değiştirdi. Ancak kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve devrimlerinden kopmadığı gibi, bugün yaşadığı ölçüde bir iç parçalanmayı da hiç yaşamamıştı.
Mutlak butlan tartışmasıyla başlayan ve 38. Olağan Kurultay'ın yargıya taşınmasıyla devam eden süreç, mahkemenin verdiği karar sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkanlığa dönmesiyle sonuçlandı.
Hukuki yönü kadar siyasi etkileri de tartışılan bu karar, kamuoyunun büyük bölümünde hoş olmayan görüntülere neden oldu.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk;
"İki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi'dir."
demişti.
Bugün gelinen noktada, bu iki büyük eserden biri olan CHP'nin yıpratılması, parçalanması ve zayıflatılması yönünde yaşanan gelişmelerin, yargı süreçleri ve siyasi hesaplarla birlikte farklı bir boyuta taşındığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda sıkça dile getiriliyor.
Kemal Kılıçdaroğlu cephesi parti içinde yönetim mücadelesi verirken, Özgür Özel de kendi siyasi mücadelesini kamuoyu önünde sürdürdü.
Her iki taraf da haklılığını anlatmaya çalıştı.
Ancak gelinen noktada, CHP rozeti hâlâ yakasında duran isimlerin yeni bir siyasi oluşumun işaretlerini vermesi, beraberinde birçok etik tartışmayı da getirdi.
Doğrudur, yanlıştır...
Bunların hepsi tartışılır.
Ancak bir bayrağı taşırken, aynı anda başka bir bayrağı sallamaya hazırlanmak ne kadar doğrudur?
İşte asıl tartışılması gereken konu budur.
Cumhuriyet Halk Partili olmak, birçok kişi için sadece bir parti üyeliği değildir.
Nasıl ki Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda CHP tarihsel bir rol üstlendiyse, bu partinin birçok mensubu da kendisini sadece siyasi tercih olarak değil, aileden gelen bir yaşam biçiminin temsilcisi olarak görmektedir.
Bu yüzden CHP'ye yıllardır "Baba Ocağı" denilmektedir.
Ve baba ocağı, öfkeyle ya da kırgınlıkla bir çırpıda terk edilecek bir yer değildir.
Geri dönme ihtimalini açık bırakan söylemlerle bir yandan yeni bir yapı inşa etmeye çalışırken, diğer yandan CHP'yi itibarsızlaştıracak açıklamalar yapmak; ne ayrılanlar ne de partide kalanlar açısından doğru bir yöntem değildir.
Çünkü bugün aklıselimle düşünüldüğünde, yeniden birlik olma ihtimali son gelişmelerle birlikte belki de hiç olmadığı kadar zayıflamıştır.
CHP seçmeni, üyesi ve hatta sempatizanı bile yaşanan sürecin yalnızca parti içi bir mesele olmadığını, iktidar ve yargı ekseninde de şekillendiğini düşünmektedir.
Böyle bir ortamda istifa gibi ağır siyasi sorumluluklar taşıyan kararların çok daha dikkatli değerlendirilmesi gerekir.
Kimse CHP'den büyük değildir.
Hiç kimse bugün sahip olduğu siyasi makamı, unvanı ya da itibarı yalnızca kendi kişisel başarısıyla elde etmiş değildir.
Türk siyasetinin yakın geçmişi bunun sayısız örneğiyle doludur.
Dün isimleri çok güçlü görünen birçok siyasetçinin bugün siyasi hayattan silinmiş olması da bunun en açık göstergesidir.
Yani eskiden tamamen yeni doğmaz.
Bu gerçek, her iki siyasi yapı için de geçerlidir.
Evet, Özgür Özel'in kuracağı ya da destek vereceği yeni siyasi hareket için bugün kamuoyunda farklı beklentiler oluşmuş olabilir.
Ancak o yapının parti programı, tüzüğü, kurucu kadroları ve ortaya koyacağı siyaset anlayışı; CHP seçmeni açısından isimlerden çok daha belirleyici olacaktır.
Kopyala-yapıştır mantığıyla oluşturulacak bir siyasi yapı, umut olmaktan çok hayal kırıklığına dönüşebilir.
Umudu, umutsuzluğa çevirebilir.
Bugün rakamlar konuşuluyor, milletvekili hesapları yapılıyor.
Ancak siyasette sayılar bir gecede değişebilir.
Dün yanında olanlar yarın olmayabilir.
Menfaatini başka yerde görenler saf değiştirebilir.
Adı birçok tartışmaya karışmış isimler yeni adresler arayabilir.
Daha kapılar tam açılmadan bazı kapılar kapanabilir.
CHP tabanının ilk anda duygusal tepkiler vermesi doğaldır.
Ancak önemli bir kesim hâlâ sağduyusunu koruyor, bekliyor ve atılacak adımları dikkatle izliyor.
Parti içindeki demokratik mücadele yolları tamamen tükenmeden, seçimler yapılmadan, kapılar kapanmadan çekip gitmek de tartışılması gereken bir tercihtir.
Bu yaşananlar bir kaçış mı, yoksa yeni bir başlangıç mı?
Bunun cevabını zaman verecek.
Ancak kesin olan bir gerçek var ki; 103 yıllık bir siyasi geleneği itibarsızlaştırmanın, onu ötekileştirmenin ve yalnızlaştırmanın siyasi olduğu kadar tarihi bir sorumluluğu da vardır.
Bu sorumluluğun yükü, bugün yaşanan sürecin iki ana aktörünün de omuzlarında uzun yıllar taşınacaktır.
Yasal Uyarı: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına aittir ve yazarın sorumluluğundadır. Yayımlanan içerik, yazarın kişisel görüşünü yansıtmakta olup, sitemizin resmi görüşünü temsil etmemektedir.

Yeniden İlk Haber
Uzun yıllar gazetecilik yapan Yeniden İlk Haber, özellikle yerel gündem ve toplumsal konularda uzman görüşleriyle tanınmaktadır. Yazılarında objektif yaklaşımı ve analitik bakış açısıyla okuyucularına farklı perspektifler sunmaktadır.
Bu haberi paylaş
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi bizimle paylaşın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Yorum Yap
Not: Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Lütfen saygılı ve yapıcı yorumlar yazınız.
Yorumlar yükleniyor...









