
Simge Ham
Köşe yazarımız, toplumun görmezden gelinen yaralarını ve kadınların gündelik hayatta karşı karşıya kaldığı eşitsizlikleri cesur bir dille kaleme almaktadır. Yazılarında adalet, hak ve vicdan kavramlarını merkeze alır.
Gürültü Çağında Sessiz Kalabilmek
Eskiden susmak, çoğu zaman bir eksiklik sayılırdı. Sözü olmayanın fikri de yoktur gibi bakılırdı hayata. Oysa bugün, her şeyin konuştuğu, herkesin sürekli bir şey söylediği bu çağda asıl mesele susabilmek haline geldi.
Sosyal medya akışlarında kaybolurken, her fikrin bir “anında tepki” beklentisiyle ortaya atıldığına şahit oluyoruz. Henüz düşünce demlenmeden, duygu süzülmeden cümleye dönüşüyor. Bu yüzden söz çoğalıyor ama anlam giderek inceliyor. Gürültü artıyor ama hakikat daha zor duyuluyor.
Bir haberi görür görmez yorum yapma ihtiyacı, bir tartışmayı anlamadan taraf seçme refleksi, hatta bazen sadece görünür olmak için konuşma arzusu… Bunların hepsi çağın bize dayattığı hızın bir sonucu. Oysa hız, çoğu zaman derinliğin düşmanıdır. Yavaşlamak ise sadece bedeni değil, zihni de sakinleştirir.
Oysa insan bazen susarak düşünür. Susarak tartar, susarak olgunlaştırır. Sessizlik, fikrin düşmanı değil; en yakın dostudur. Bir düşüncenin değeri, ne kadar hızlı söylendiğinde değil, ne kadar derin hissedildiğinde ortaya çıkar.
Belki de unuttuğumuz şey şu: Dinlemek, konuşmaktan daha zor bir eylemdir. Çünkü dinlemek, sabır ister. Empati ister. Kendi fikrini bir süreliğine kenara bırakabilme olgunluğu ister. Oysa konuşmak çoğu zaman refleksiftir; dinlemek ise bilinçli bir tercihtir.
Bugün belki de en büyük cesaret, her konuda konuşmak değil; gerektiğinde geri çekilip gerçekten anlamaya çalışmaktır. Her tartışmaya dahil olmak değil; bazılarını bilinçli şekilde dışarıdan izleyebilmektir. Çünkü her söz, sahibini ele verir. Ama her sessizlik, sahibini büyütür.
Sessizlik aynı zamanda bir direnme biçimi olabilir. Gürültünün dayattığı yüzeyselliğe karşı, insanın kendi içinde derinleşme çabasıdır. Sürekli konuşmaya zorlayan bir dünyada susabilmek, kendi sınırlarını koruyabilmektir. Her fikre cevap verme zorunluluğunu reddetmektir.
Belki de biraz daha az konuşup biraz daha çok dinlesek, hem kendimizi hem birbirimizi daha iyi anlayacağız. Belki o zaman, gerçekten söylemeye değer sözlerimiz olacak. Gürültü çağında sessiz kalabilmek, sadece bir tercih değil; giderek bir erdem haline geliyor. Ve belki de tam da bu yüzden, en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri haline dönüşüyor.
Yasal Uyarı: Bu köşe yazısında yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına aittir ve yazarın sorumluluğundadır. Yayımlanan içerik, yazarın kişisel görüşünü yansıtmakta olup, sitemizin resmi görüşünü temsil etmemektedir.

Simge Ham
Köşe yazarımız, toplumun görmezden gelinen yaralarını ve kadınların gündelik hayatta karşı karşıya kaldığı eşitsizlikleri cesur bir dille kaleme almaktadır. Yazılarında adalet, hak ve vicdan kavramlarını merkeze alır.
Uzun yıllar gazetecilik yapan Simge Ham, özellikle yerel gündem ve toplumsal konularda uzman görüşleriyle tanınmaktadır. Yazılarında objektif yaklaşımı ve analitik bakış açısıyla okuyucularına farklı perspektifler sunmaktadır.
Bu haberi paylaş
Yorumlar (0)
Görüşlerinizi bizimle paylaşın. Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.
Yorum Yap
Not: Yorumlarınız editörlerimiz tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır. Lütfen saygılı ve yapıcı yorumlar yazınız.
Yorumlar yükleniyor...








